KURAN’A GÖRE TEVBE NEDENLERİMİZ

Tevbe nedenlerimiz,  işlediğimiz günahlarla doğru orantılı olarak artar. Ayrıca işlediğimiz günahların sahip olduğu özellikleriyle de katlandıkça katlanır. Kuran, insanlara günahın açık-gizli; küçük-büyük, geçmiş-gelecek, hatırlanan ya da unutulan tüm çeşitlerinden kaçınmasını emretmiştir. Örneğin, fitne çıkarmak adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.(Bakara 217). Kuran’a göre, tevbe nedenlerimiz işlediğimiz günahların mahiyet ve sebeplerine dayanır. Bu yazımda, Kuran’da beyan buyurulan tevbe nedenlerini ve tevbesi kabul olunanları ele alacağım. Şimdi öncelikle, Yüce Rabbimizin tevbe hakkındaki buyruklarına bir göz atalım:

Tevbe Hakkında Rabbimizin Buyruklarından Bazıları:

1-“Onlar Allah’ın kullarının tevbesini kabul ettiğini bilmiyorlar mı? Şüphesiz ki,  Allah tevbeleri kabul edendir ve çok merhametlidir.” (Tevbe 104). Ayet, tevbelerin yalnızca Allah’a yapılacağını; Allah’ın tevbeleri kabul eden tek “KUDRET” olduğunu beyan buyurmaktadır.

2-“Her kim de tevbe etmezse, artık onlar kendilerine zulmetmiş olurlar” (Hucurat 11).Tevbe Allah’ın yasakladığı şeylerin batıllığını ve çirkinliğini anlayarak onları terk edip; Allah’ın emrettiği şeylere dönmektir. Hepimiz tevbeye muhtacız. Elimizle günah işlemesek, dilimizle işleriz. Örneğin, kalp kırabiliriz. Azalarımızla günah işlemeyiz de kalbimizle işleriz. Kısaca, kibirden, övünmekten, kıskançlıktan. hasetten, makam ve mülk sevgisinden, kin ve düşmanlıktan, vesveseden vb.  ötürü gaflet uykusunda olan nefsimiz tevbe ile temizlenir ve günahlarından arınır. Tevbe, Allah’ın bir lutfudur (Mücadele 13). https://kurandakihayat.com/duygu-cesitlerinin-onemi/

3-“De ki: O Rahman benim Rabbimdir. Ben O’na dayandım ve tevbem de O’nadır.” (Rad 30). Bu ayet, mümin kulların hem imanının ikrarı, hem O’na sığınma, hem de tevekkül ifadesidir. Aynı zamanda da tevbe duası olarak da okunması emredilmektedir.

4-Kişi 40 yaşına girdiği zaman, ” Ey Rabbim! Anama ve babama ihsan buyurduğun nimetine şükretmemi ve razı olacağın güzel bir iş yapmamı bana nasip et! Zürriyetimden gelecek nesilleri de iyi kişiler eyle! Çünkü ben tevbe ederek sadece Sana yöneldim ve ben gerçek müslümanlardanım! ” (Ahkaf 15). diyerek tevbe ve dua etmesi emredilmiştir. Bu tevbe duasının en büyük özelliği, okuyan kişinin cennetle müjdelenmesidir. Sabah ve akşam olmak üzere her gün, iki defa okunacaktır. Buna “40 yaş tevbesi/duası ” diyebiliriz.

Kuran’a Göre  Tevbe Nedenlerimiz Şunlardır: 

a-Nefsimize zulmettiğimiz için: Nefsin heva ve hevesine dahil olan her şey, nefse zulmetmektir. Örneğin, kıskançlık, yalan yere şahitlik, hırsızlık, zina, faiz, livata ( eşcinsellik), zemmetmek( yermek, çekiştirmek) zan, iftira vb. gibi dereceleri farklı tüm günahlar ” nefse zulmetmek”tir. Nefsine zulmeden her kişinin tevbe etmesi şarttır. Çünkü, hayra ve şerre meyilli olarak yaratılan her insan  (Şems 7-10) sahip olduğu cüz’i iradesini daima Allah’ın razı olduğu ya da olacağı fiillerde kullanmakla mükelleftir, yükümlüdür. Nefsinin ve şeytanın vesvesesine kapılan her kul, nefsine zulmetmiştir. Nefsini terbiye etmesi tevbe nimeti ile mümkündür. https://facebook.com

b-Günahlarımıza mağfiret dilemek için: Bizler hemen her gün, küçük- büyük, açık-gizli bir sürü günah işler dururuz. Örneğin, Allah’ı inkar etmek, Allah’a ortak koşmak çok büyük günahlardır. Bu günahlara düşenler, dinden ve imandan çıkarlar. Kat’i olan bir dini hükmü inkar etmek de büyük günah olarak kabul edilir. Örneğin, Allah’ın azabından emin olmak şirktir: “Allah bana azab etmez, muhakkak cennetine koyar” demek, Allah’ın hükmüne ortak koşmaktır. Ya da tam tersi “Ben çok günahkarım, Allah beni affetmez” demek  de, Allahın gazabından emin olmaktır. Kuran’a göre tevbe nedenlerimiz arasında Allah’ın hükmüne ortak koşmak en büyük günahtır ve affı da yoktur.(Nisa 48). Allah, ancak ve ancak “tevbe edip, iman eden ve salih ameller işleyenler cennete girmeyi ümit edebilirler.” diye beyan buyurmuştur. (Meryem 60); (Kasas67).  Yüce Rabbimiz, şirk hariç bütün günahları bağışlayacağını bildirmiştir (Nisa 48).

c-Günahların iyiliğe çevrilmesi için: Tevbe ve iman edip iyi ve/veya salih amel işleyenlerin bütün günahlarını Allah cc. iyiliğe çevirir. (Furkan 70). Elbette bu nimet, kulun aktif çabasına karşılık olarak verilecektir. Örneğin, ana-babasına asi olan, onlara eziyet eden bir evladı düşünelim. Allah, ana- babaya “öff” bile demeyi yasaklamıştır. Bu yasak kesin bir emirdir. Bir gün bu evladın yaptıklarına çok pişman olup Allah’a tevbeyle yöneldiğini düşünelim. Ana-babasına zulmeden bu evladın günahları iyiliğe çevrilir mi? Elbetteki hayır! İman etmesi gerekmektedir. Zira, gerçekten iman etmiş olan bir evlat, anne ve babasına hürmet ederdi. Anne-babasının “Ekmeğine kuru, ayranına duru” demez; onlara gayet ikramlı sözler söylerdi. Demek ki, ana-babasına zulmeden bu evladın, iman alanındaki kusur, hata, günah ve kabahatlerini/eksikliklerini görüp, onları düzeltmek için çabalamaya başlaması gerekmektedir. Bunu yaparken de şu hakikati göz önünde bulundurması şarttır: Tevbe ederken, hata, kabahat ve günahtan bunlar günah olduğu için vazgeçtiğinin bilincinde olması lazımdır. Yoksa, bedenine veya malına veya haysiyetine bir zarar gelir korkusuyla günah işlemekten vaz geçmek tevbe değildir. Tevbe; yaptığı kabahat ya da işlediği günahın bir menfaatini görse bile, onun çirkinliğini bilip tiksinerek ondan vazgeçmektir.

d-Zan, merak ve gıybetten sakınıp, kaçınmadığımız için:  Kuran’a göre tevbe nedenlerimiz arasında yer alan bir başka sebep “zan”dır. Zandan çok çekinmek lazımdır. Zannın bir çoğu hakka değil, batıla dayalıdır (Necm 28). Zira, elimizde kesin bir delil olmadan bir kişi ya da olgu hakkında kanaat ileri sürmek zandır. Zan genellikle vesveseye, kuruntuya dayanır. Örneğin, kocanız birkaç gece eve geç geldiyse, onun sizi aldattığını düşünüp şüphelenmeniz vesveseye dayalı zandır. Aynı bağlamda yer alan “Merak” da kötü bir huydur. Meraklı kişiler sizin ayıplarınızı ya da sırlarınızı  öğrenmek için uğraşırlar. Kuran’a göre tevbe nedenlerimiz arasında yer alan “Gıybet” ise ölü ya da diri herhangi bir kimsenin arkasından, onun hoşlanmayacağı bir şekilde konuşmaktır. Allah hepimizi şöyle sakındırır: ” Ey iman edenler! Zannın birçoğundan çekinin; çünkü zannın bazısı suçtur! Merak da etmeyin, bazınız bazınızı gıybette etmesin! Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemek ister mi? Ondan tiksinirsiniz! O halde, Allah’tan korkun, şüphesiz Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.” (Hucurat 12)

e-Felah bulmak için: Allah buyurur: “…Hepiniz Allah’a tevbe ediniz ey müminler, ki felah bulasınız.” (Nur 31). Felah, kurtuluş anlamını taşır. Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi “felah’ı” şöyle tanımlamıştır: “Kişinin dini ve ahlaki yükümlülüklerini yerine getirmesinin sonucunda …ahirette ulaşacağı ebedi kurtuluş ve selamet”. Felah bulmak için işlenen günahlara, kusur ve kabahatlere pişman olmak ve o günahı bir daha işlememeye kesin olarak azmetmek şarttır. Örneğin; hırsızlık yaptıysa tevbe edip bir daha asla kimsenin malına el sürmemek gibi.  Tevbe etmeden kurtuluş mümkün değildir. İmdi, tevbe dinin çirkin gördüğü, yasakladığı şeyleri terk edip, övgüyle bahsettiği şeylere dönmektir. Günah ve isyanlar insanı helak ederler. Allah ve O’nun doğru yolundan uzaklaştırırlar; günahları terk etmek ise kişiyi Allah’a ve cennetlerine yaklaştırır. Kulun heva ve hevesi, şehvet, vesvese ve şeytanın günahları güzel veya süslü göstermesi gibi tehlikelerle etrafı kuşatılan insan, genellikle ve ne yazık ki çoğunlukla kıldığı namazın, tuttuğu orucun, verdiği zekatın, çektiği zikrin, ifa ettiği hacc ibadetinin kendisini kurtaracağını zannedip aldanır. Oysaki, vera, takva, zühd (Allah’tan başka her şeyi kalbinden çıkarmak), sabır, rıza, kanaat, tevekkül, ihsan, sadakat, ahde vefa, ihlas, şükür, hamd etmek ancak bunlar insanı felaha götürür. Felah bulmak ise tevbe ile mümkündür. Bu yolu TEVBE aydınlatır, onsuz bu yolda yürümek ve felaha erişmek mümkün değildir.

f- İftira ettiği için: İftira, suçsuz bir kişiye kasti yani bilerek, isteyerek ve haksız olarak suç yüklemektir. Büyük günahtır (Nisa 112). Hırsızlık yapıp, suçu başkasının üzerine atmak; ya da namuslu ve iffetli bir kadına zina isnat etmek; ya da makam-mevki uğruna rakibine iftira atmak vb. de tevbe nedenlerimiz arasındadırlar.

g-Erkek-kadın müminlere işkence yaptığı için: Erkek-kadın müminlere işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenler için muhakkak cehennem azabı vardır.” (Buruc 10 ). Günümüz dahil, müminlere yapılan eziyet, işkence ve zulüm hala devam etmektedir.

Kimlerin Tevbeleri Kabul Olunur?

* Tevbe edip durumunu düzeltenlerin tevbesi kabul olunur:  Allah buyurur: “Ancak revbe edip, durumunu düzeltip gerçeği söyleyenler müstesna! Ben onların tevbelerini kabul ederim. “(Bakara 160). Bu ayet, Allah’ın ayetlerini gizledikten sonra pişman olup tevbe edenler içindir.

*Çok tevbe edenler: “…Allah çok tevbe edenleri sever”. (Bakara 222). Rabbimizin bir kulunu sevmesi demek, ona rahmet nazarı ile bakmasıdır ki bundan büyük bir lutuf ve nimet yoktur.

*Faizden tevbe edenlerin tevbesi kabul buyurulur: “Faizden tevbe ederseniz ana paranız sizindir” (Bakara 279).

*Küfürden sonra tevbe edip salih amellerde bulunanların tevbeleri de kabul buyurulur: ” ..iman ettikten sonra küfre sapan…daha sonra tevbe edip, salih davrananlar müstesna! Çünkü, Allah gafurdur, rahimdir!” (Ali İmran 86-89).

*Fuhuş yaptıktan sonra tevbe edip islah olanların tevbeleri kabul buyurulur: “fuhuş yapanlar…eğer tevbe edip, ıslah olurlarsa, onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir ve çok esirgeyendir.” (Nisa 16).

*Bir hata ile bir mümini öldürenler: “…Allah tarafından tevbesinin kabulü için peş peşe 2 ay oruç tutması lazım gelir…” (Nisa 92).

*İşlediği zulmün arkasından tevbe edenler: “… Böyle iken her kimde işlediği zulmün arkasından tevbe edip halini düzeltirse, Allah elbette tevbesini kabul buyurur. (Maide 39).

*Tevbe ederek halini düzelten münafıkların tevbesi: ” münafıklardan…tevbe edip hallerini düzeltenler ve Allah’a sarılıp, dinlerini Allah için halis kılan kimseler müstesna…” (Nisa 156).

*Mümin erkek ve kadınların tevbesi kabul buyurulur: ” Allah, mümin erkek ve kadınların da tevbelerini kabul edecektir” (Ahzab 73).

* İftiradan hemen sonra tevbe edip durumunu düzeltenlerin tevbesi: “Ancak, iftiradan hmen sonra tevbe edip durumunu düzeltenler müstesna!” (Nur 5).

Kısaca Resulu Ekrem’in: “Ey insanlar! Ölmeden önce Allah’a tevbe ediniz!” diye buyurduğu gibi, hepimiz Allah’a tevbe ile dönmeliyiz. İmam-ı Gazali Hazretlerinin buyurduğu gibi, işlediğimiz günahların zararlarının, dünya va ahirette severek istediğimiz ya da isteyeceğimiz her şeye bir perde yani engel olduğunu bilmeliyiz. https://kurandakihayat.com/kurana-gore-neleri-nicin-unutuyoruz/

ALLAH’IN CC. KABULÜNÜ VAAD BUYURDUĞU TEVBE:

Gerçek bir pişmanlıkla (nasuhi tevbe) tevbe edenlerin tevbesi muhakkak kabul buyurulur: “Şüphesiz, Allah’ın kabulünü vaad buyurduğu tevbe, o kimselerin tevbesidir ki, bir cahillikle kabahat yaparlar da, sonra çok geçmeden tevbe ederler. İşte Allah bunların tevbesini kabul buyurur! ” (Nisa 17). Buraya çok dikkat etmek gerekiyor. Allah bir şeyi vaad etti mi muhakkak ve mutlak o gerçekleşir. Allah’ın kabulünü  vaad ettiği tevbe 2 odak kelime ile çerçevelenmiştir: a-“cahillikle kabahat işlemek”. Yani, kişi işlemiş olduğu o fiilin kötü olduğunu bilmemektedir. O eylemi, ya da ameli kötü olduğunu bilerek işlememiştir. Bilgisizlikten dolayı, cehaletinden dolayı ya nefsinin, ya da şeytanın hile ve tuzağına düşmüştür. “Resulullah sav. “ilim müminin yitik malıdır. Onu Çin’de bile olsa gidip alınız” diye buyurmuşlardır. Allahü Teala Kuran’da daima “ilmi ve alimleri övmüştür. Öyle ki, “Rabbim ilmimi artır” diye dua etmemizi emretmiştir (Ta-Ha 114)  b-” Çok geçmeden tevbe etme” şartı vardır. Bu ayet ancak bir kitap yazarak ele alınabilir.https://instagram

Tevbeleri Kabul Olunmayanlar

Günah işleyip de ölüm gelince: Ben tevbe ettim” diyenlerin tevbesi kabul olunmaz. Allah cc. buyurur: “Yoksa günahları işleyip işleyip de, ne zamanki her birine ölüm gelince ” işte ben şimdi tevbe ettim” diyen kimselere tevbe yoktur..” (Nisa 18). Örneğin, Firavunun tevbesi asla kabul olunmamıştır. https://kurandakihayat.com/duygularimiz/

Tevbe Etmeyenlerin Durumu 

Kuran-a göre tevbe nedenlerimiz bellidir. Peki, tevbe etmeyenler yaşamlarında nelerle karşılaşırlar? Her yıl bir ya da iki kere çeşitli belalara çarptırılırlar: “Görmezler mi ki her yıl bir veya iki kere çeşitli belalara çarptırılırlar, sonra da tevbe etmezler, ibret almazlar.” (Tevbe 126). Bu belalar, işlenen günahlar, aldığı beddualar, varsa aldığı hayır dualara göre azalıp artacaktır.

Özetle, tevbe çok önemli bir ibadettir. Onun ilmi, hakikati ve fazileti konularına hiç girmediğimiz halde “Niçin tevbe etmeliyiz?” ve Kuran’a göre tevbe nedenlerimiz” hakkındaki yazılarımız bile, bize tevbenin önemini göstermektedir. Sözün özü: Tevbe bir lütufdur, bir rahmettir, bir bir nimettir. Allah cc. tevbelerimizi kabul buyurur inşaallah! Amin!

Gelecek yazıda görüşmek üzere,.

Bir Cevap Yazın

2 Comments

  1. Well written. I loved reading it. Thank you for sharing.

  2. Thank you for the great sharing of knowledge about this important topic.