KALU BELA ŞEHADETİNİN ÖNEMİ
Kalu Bela Şehadetinin önemi, Kuran-ı Kerim’deki çok dikkat çekici bir anahtar kavram olmasından ötürüdür. Kalu Bela’yı kavramak “temiz akla” sahip olmakla mümkündür. Çünkü, insanlardan bazıları geçmişte olduğu gibi günümüzde de çoğunlukla batılı hak; hakkı da batıl olarak görme eğilimlerine sahiptirler. Bu yüzden Kuran, daima temiz akla vurgu yapar. Bir önceki yazımızda demiştik ki, insan: akledecektir (Bakara 164); akıl erdirecektir (Enam 151); düşünecektir, ibret alacaktır vb. Bunları yerine getirmeyen insanların hayvanlara benzetildiğine de işaret etmiştik: ” O kafirlerin durumu, sadece bağırıp çağıran ve başka hiçbir şey duymayan hayvanın haline benzer. Sağırdırlar, kördürler, dilsizdirler. Akıl da erdiremezler” (Bakara171). Bu ve benzeri ayetler, bize ilk yaradılışımızı düşündürür. Çünkü, kulaklar, gözler ve kalpler ruhun üflenmesi ile bahşedilmiş nimetlerdir. Yaratılışdan sonra Allah insanları, Varlığına ve Birliğine şahit kıldığı Kalu Bela Şehadetine yönlendirir: “Hani Rabbin, Ademoğullarının bellerinden zürriyetlerini alıp da onları nefislerine karşı şahit tutarak ” Rabbiniz değil miyim? diye buyurduğu vakit ” Evet, Rabbimizsin! Şahidiz!” dediler. Bunu, kıyamet günü ” Bizim bundan haberimiz yoktu!” demeyesiniz diye yapmıştık Yahut ” Ancak önceden atalarımız ortak koştular, biz ise onlardan sonra gelen bir zürriyet idik; şimdi o batılı tesis edenlerin yaptıklarıyla bizi helak mı edeceksin?” demeyesiniz! Ve işte biz ayetleri böyle açıklıyoruz.Umulur ki doğru yola dönsünler!” (Araf 172-174). Kalu Bela Şehadetini vurgulayan bu ayet, önemli bir anahtar kavram olup, ilaveten birbiriyle bağlantılı pek çok kavramı da içerir. O kavramları yeri geldikçe ele alacağız. İmdi, akıl yürüterek ayetin açılımına geçiyoruz:
Araf 172-174 ayetlerinde öncelikle “Kalu-Bela şehadetine” köprü olan 3 kavramla karşılaşıyoruz: Zaman, Ruh ve Kafir. Ayetlerin temelinde ise Yaradılış (topraktan ve sudan) yer alır. Şunu daima aklımızda tutmalıyız ki, Kuran’daki her ayet birbiri ile bağlantılı, ilişkili ve ahenkli olarak zikredilir. Örneğin, ayet kafiri anlatırken mümini uyarır. Müminin özellikleri anlatılırken, kafire kurtuluş yolu gösterilir. Ne demek istediğimizi ayetimizin açıklamalarında görebilirsiniz: ” Hani Rabbin, Ademoğullarının..zürriyetlerini..nefislerine karşı şahit tutarak “Rabbiniz değil miyim?” diye buyurduğu vakit “Evet, Rabbimizsin, şahidiz” dediler. Bunu, kıyamet günü” Bizim bundan haberimiz yoktu” demeyesiniz diye yapmıştık”..(Araf, 172). Bu ayette, birinci köprü kavram “Zaman”dır. Kalu Bela Şehadetinde zaman, enerji özelliğiyle karşımıza çıkar. Çünkü,zaman enerjisi geçmişten geleceğe doğru akar. Ayette de, yaratılış safhasından sonra kıyamet zikredilmektedir. Bu da zamanın enerji olarak ileriye doğru aktığını bize işaret etmektedir. Örneğin, zamanın yönü geçmişten geleceğe akışı, şüphesiz enerjinin akış hızı ile belirlenir. (Bu bize entropiyi çağrıştırır. Enerjinin evrende eşit şekilde dağılmasına doğru bir hareket vardır. Çünkü, evrende bazı bölgeler daha fazla enerji içerir; bu da az entropiden çok entropiye doğru hareketi kapsar. Kara deliklere doğru çekilen ya da sürüklenen yıldızlar ve yörüngelerini düşünmemek mümkün mü? Zamanın birinci köprü özelliği)
Zamanın ikinci köprü özelliği, ölümle ilişkilidir. Muhakkak ki, enerjinin tüm biçimleri evrende fizik kanunları ile yönetilir. Elbette bu kanunlar asla ve kat’a zaman ile değişmez. Zamana göre de değişmez. Evet, madde enerjiye dönüşür.Ancak, enerjinin, madde ve ışığın karesiyle oluşturduğu ilişkide zaman asla yer almaz.İşte bu nedenle insanın ölümü zaman ile ilişkili değildir. Kuran’da Casiye suresi 24. ayette kafirler: “..bizi öldüren zamandır” derler. Halbuki bu konuda bir bilgileri yoktur” (Casiye 24). Ölümün zamanla hiçbir ilişkisi yoktur.
Zamanın Araf 172. ayetteki bir diğer önemli özelliği, bir olgunun bir olayın gerçekleşmesi için, ortaya çıkması için enerji gereklidir. Zaman da kesinlikle bir olgu ya da olayın ortaya çıkması için şarttır. Kaldı ki, hiçbir hareket yapmasak bile yine bir enerjimiz vardır:Potansiyel enerji. Zaman, Kuran’da (temel olarak) bir lokasyon koordinatıdır. Önemi bizi şu ayete yönlendirmesidir; “hiç kimse nerede öleceğini bilemez”. (Lokman34). Kişi nerede ölürse ölsün, ölüm koordinatları asla bilinmediği için, ruhu azab mı yoksa rahmet melekleriyle mi kabzedilecektir bilinemez. Kısaca, zaman ölçümlenebilir, ama ne bir kütlesi vardır, ne de bir hacmi; işte bu yüzden zaman, bu bağlamda madde değil, enerjidir. Ama, unutmayalım ki, zamanın ne madde ne de enerji ile fiziki bir bağlantısı yoktur. O, yalnızca maddenin yerdeki hareketini ölçer. Kalu Bela Şehadetinin öneminde “zaman” kavramına ilişkin açıklamalarımız şimdilik bu kadar.Zaman kavramını, “ölüm” kategorisi içinde ele alacağım. İkinci köprü kavram olan “Kafir” kelimesine geçiyoruz. https://kurandakihayat.com/eski
Kafir: Kafirler küfr(örten) ehli olup; kalplerinde hastalık bulunan (Müddesir 31);Allah’ın sevmediği (Ali-İmran 32), kafir oldukları halde ölenlere tevbe buyurmadığı (Nisa 18) ve bu yüzden lanetlendikleri bildirilenlerdir. Çünkü, kafir olarak can vermişlerdir:” Ayetlerimizi inkar edip kafir olarak can vermiş olanlar ise, işte Allah’ın laneti, meleklerin laneti, insanların laneti hep onların üzerinedir….(Bakara 161).Kafirler ” Allah’ı bırakıp da O’nun kullarını kendilerine mevla ittihaz edenlerdir” (Kefh 102).Oysa ki Allah her kuluna ister kafir olsun ister mümin doğru yolu göstermiştir.(Dehr 3). Kalu Bela Şehadetinin önemi, Allah’ın hiç kimseyi kafir ya da müslüman olarak yaratmadığını işaret etmesidir. İnsanlara özgür irade ve sorumluluk vererek, kafir ya da müslüman olmayı insanların kendi seçimlerine bırakmıştır. Bu seçim ana karnında ruh üflendiği an başlar. İnsanlar da, kendi lehine veya aleyhine olarak kafir ya da mümin olmayı seçer. Allah cc. Kalu Bela’da tüm insanları ” Evet! Rabbimizsin, Şahidiz'” (Araf, 172) diye Varlığına ve Birliğine şahit kılarak söz almıştı. Bu söz aynı zamanda bir ahittir. Ahit, söz verme demektir. Şehadetin nedeni ise kafirlerin, kıyamette “bizim bundan haberimiz yoktu” diyerek şehadetlerini inkar etmelerinin önüne geçmektir. (Araf 173). Tüm insanların yaratıldıktan sonra, Kalu Bela’da verdikleri söz hem ahit, hem de şehadettir. Şehadet şüphesiz, ruhun üflenmesinden sonradır. https://facebook.com
Ruh: Üçüncü köprü kavramımız olan “Ruh” için Rabbimiz şunu beyan buyurmuştur:” Sana ruhtan soruyorlar. Deki: “Ruh Rabbimin emrindedir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir” (İsra 85). Ruh, Allah tarafından Kalu Bela’dan önce yaratılış evremizde verilmiştir: “..(insanı)… belirli ölçülerde şekillendirip içine ruhundan üfledi. Bu suretle sizin için işitmeyi, görmeyi ve kalpleri meydana getirdi.” (Secda 9 ). Öncelikle, ayetteki bu sıralamanın mucizelerinden bir tanesine dikkat çekmek isterim: Çok iyi biliyoruz ki, anne karnındaki bebekte en önce işitme duyusu gelişir. (20 haftalıkken). Kuran’da sıralama hep budur: İşitme, görme, anlama. Yani kulak, göz, kalp. Ruh üflenince insan duyar, görür ve anlar. Hayvanlarda insanlara bahşedilen manada bir ruh yoktur. Bu yüzden, onlar duymaz, görmez ve anlamazlar, tıpkı kafirler gibi. Ruh, Kalu Bela Şehadeti ve yaratılışla birlikte ele alınmazsa, çok yanlış anlaşılabilir. İnsanlar “ruh göçüne” inanarak, ahireti inkar ettiklerinin farkında olmazlar. Ruh göçüne “tenasüh” yani yeniden bedenlenme denir. Ruhun, “Turist Ömer” misali, o bedenden diğer bedene geçtiğini iddia edenler; sahip oldukları hangi bedene göre ahiret hesaplarının görüleceğini kendileri de bilmezler. Kuran-ı Kerim’de yaratılan her insanın teker teker sayıldığını beyan buyuran ayetler varken, bu büyük hataya düşmeleri çok hazin..Gelecek yazı RUH GÖÇÜYLE ilgili olacak!HAFIZANIN YARATILIŞINDAKİ HİKMET
Görüşmek üzere!

Very interesting topic and lots of wisdom.
Pure mind and good intentions always go hand in hand. Thank you for your time in writing great topics.