KURANDAKİ HAYAT: AKIL 2.BÖLÜM
YAŞAM VE KURAN’DA İMAN-AKIL İLİŞKİSİNİN TEMELLERİ
Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de çoğu insanın akıl, din ve inançlara bakış açıları pek değişmemiştir. Onlar, dini inançlardan ya şüphe etmişler ya da reddetmişlerdir. Davet edildikleri dinin akidelerini kendi düşünce sistematiklerine göre de akla ve mantığa uygun bulmamışlardır. Bunlar:
A- İmanı, ” akıl dışı “olarak kabul edip, onu aklın standart kurallarına karşı çıkan bir inanç olarak benimsemişlerdir. Onlar, insan,evren ve doğanın tüm sırlarının yalnızca bilginlerin akıl ve dehalarıyla keşfedileceğine inanmışlardır. Artık, Tanrının tahtına bilim oturmuştur. Onlar,ayetleri körü körüne reddetmişlerdir. Dikkatlice bakılırsa, bu kişilerin yalnızca kendi anlayışlarına iman ettikleri görülür. Kuran’ın diliyle, nefislerinin hevasını (arzularını) İLAH yapmışlardır. Zaten, tarih boyunca bu yobaz din tüccarlarının iman ve akla düşmanca bir tutum takındıkları bilinen bir gerçektir. Örneğin, çok tanrılı dini bir kültürde yaşayan Socrates, tek tanrıya inancı savunduğu için ölüme mahkum edilmiştir. Keza, Antik Mısır’da Firavunun Hz. Musa ve kavmini öldürmek istemesinin tek nedeni de budur: Akla ve imana düşmanlık. İman ancak ve ancak, Firavunun tanrı olduğuna inanmakla mümkündü. Görüldüğü gibi, bu yaşam felsefesinde de, kişi kendi aklının bir tutsağıdır. Bu akıl, bizi imana götürmeyeceği gibi, inançlarımızı da akılla temellendirmekten çok uzaktır.
B- Tarih boyunca, akla ve bilime düşman yobaz dinciler akıl, bilim ve felsefeye daima düşmanca bir tutum takınmışlardır. Kuran ayetlerinin anlamları üzerinde akla dayalı olarak yapılan her tefsir ve düşünceyi günah saymışlardır. Aklı olumsuz ve şeytani bir eylem olarak göstermişlerdir. Üstelik bu sapkın inançlarının İslam ve Kuran’a dayandığına, kendileri gibi cahil olan insanları da inandırmışlardır. Bu görüş ve anlayışta olanların da inançları akılla temellendiremeyeceği çok açıktır.https://kurandakihayat.com/eski
C- Öte yandan, yaşamımızdaki tek ve biricik gerçekliğin akıl olduğunu savunanların da “kişisel aklın” tuzağına düştükleri görülmektedir. Genel olarak bu akılla da inançlarımızı temellendiremeyiz. Unutmamak gerekir ki, ilahiyatçı ve felsefecilerin bir kısmı bu kişisel aklın labirentlerinde yollarını kaybetmişlerdir.
Sorumuza geri dönüyoruz: DİNİ İNANÇLARIMIZI AKILLA TEMELLENDİRMEMİZ MÜMKÜN MÜ?
Kuran’a göre AKIL iki farklı temele dayalıdır: 1-Kişisel Akıl; 2- Temiz Akıl (salim akıl) Bu akla “şapka akıl”da denir.
1-KİŞİSEL AKIL: Bu akıl algılar, yani duyu organlarından gelen verileri yorumlar; hatırlar, hayal kurar (imgeler), hisseder, kavrar, muhakeme ve irade eder. Bu fonksiyonlarından ötürü de, kişisel akıl, Kuran’da farklı iki temele sahiptir:
A- Bedenin fonksiyonları olarak akıl; B-Nefsin fonksiyonları olarak akıl.
Bir sonraki yazımda bu konu “bedenin fonksiyonu olarak akıl” ele alınacaktır.https://twitter.com/anaskaroglu