KURAN’DA AHLAKİ SEÇİMLERİN TEMELLERİ
Kuran’da ahlaki seçimlerin temelleri iki aşamalı olarak zikredilmiştir. Bu aşamalara geçmeden önce, ilk olarak “seçim nedir?” sorusunun cevabını ele alalım.
Seçim nedir? Kişinin herhangi bir nesneyi, duyguyu, arzuyu, his ya da değeri kendisi için uygun ya da iyi olarak görüp onu tercih etmesidir. Her insan, niyet ve davranışlarında iki ya da daha fazla seçenekler arasından, onlardan hangisini seçeceğine gönüllü olarak kendi karar verir. Seçimlerimizin her biri özgür irademize bağlıdır ve biz istediğimizi seçmekte özgürüz. Zaten, bu yüzden niyet ve amellerimizden sorumlu tutuluruz. İnsanda irade özgür olduğu içindir ki, “dinde zorlama yoktur” ( Bakara 256). Kuran’da ahlaki seçimlerin temelleri şu iki aşamaya dayanır: Karar ve tercih. https://kurandakihayat.com AHLAKTA DEĞER YARGILARININ ÖNEMİ
1-Karar aşaması: Karar aşamasında bizler ya ihtiyaçlarımıza, ya özlemlerimize ya da değer yargılarımıza göre karar veririz. Kuran’da bunlar şöyle bildirilmiştir: İhtiyaca yönelik kararlara örnek olarak beyan buyurulan ayetlerden birisi şudur: “”…Ey Rabbim! Doğrusu ben bana indirdiğin (indireceğin) her hayra muhtacım!” (Kasas 24). Özleme dayalı olan kararlarımız şu ve benzeri ayetler gibi bildirilmiştir: ” Ah ne olurdu, Karun gibi bizim de malımız olsa!..”(Kasas 79). Değer yargılarına dayalı olan kararlar ise şöyle vurgulanmıştır: ” …Böbürlenip, kibirlenerek insanlardan yüz çevirme!” (Lokman 18). Bizler yaşamımız boyunca daima bir şeyleri seçme, bir şeylere karar verme ve bir şeyleri tercih etmekle karşı karşıya kalırız. Günlük yaşantımızda da kararlarımız aynı doğrultuyu izler. Arzumuz, bir ihtiyacımızı gidermeye yönelik ise, kararımızı ihtiyacımızı giderme doğrultusunda alırız. Örneğin, ” başımı sokacak bir evim olsa başka ne isterim” diyen kişinin kararı bellidir: Ev almak. Bunu dile getiren kişi bu doğrultuda çaba gösterecektir. Neyi varsa satıp savacak, borç alma ya da kredi kullanma koşullarını kontrol edecektir. Şayet arzumuz bir özlemimizi gidermeye yönelik ise, bu defa da kararımız bu doğrultuda olacaktır. Örneğin, çocuğu olmayanlar, ya tıbbi olanaklara ya da evlat edinmeye başvuracaklardır. Değer yargılarına örnek olarak ” iyi bir insanla evlenmek, ya da iyi bir insan olmak vb. gibi seçimlere bağlı kararlar sıralanabilir. Bu karar aşamaları da bizleri bir “tercih” ile karşı karşıya bırakır.
2- Tercih aşaması: Tercih, iki ya da daha fazla seçenek arasından hangisini seçeceğimize kendi arzu ve/veya isteğimizle karar vermektir. Tercihin söz konusu olduğu seçimlerimizde iki mekanizma devreye girer: a-Seçimlerimiz ya geçmiş tecrübelerimize dayalıdır (burada hafıza devreye girer); b-Ya da seçimlerimiz sonuca dayalıdır.
a-Hafızaya dayalı seçimler: Hafızamız geçmiş tecrübelerimize dayanarak vereceğimiz herhangi bir kararda hangi şekilde davranacağımıza dair bize bir yol gösterir. Bizler de seçenekleri mukayese ederek ona göre bir karar veririz. Örneğin, geçmişte sivri burunlu bir ayakkabıdan ötürü tırnak batığı rahatsızlığı ile mücadele etmişsek, alışveriş sepetimizde büyük bir olasılıkla bu tarz bir ayakkabı yer almayacaktır. Hafıza o kadar önemlidir ki, oraya kaydedilmiş hiçbir bilgi, deneyim veya tecrübe asla kaybolmaz. Ölümden sonraki dirilişte de, insanlar dünyadaki yaşamlarına ait olan her şeyi hatırlayacaklardır: ” O gün insanlar yaptıklarını hatırlayacak,,,,” (Fecr 23). Hafızaya dayalı seçimlerimizde duygular birinci sırada yer alırlar. Çünkü, hafıza duyguları harekete geçiren bir etkidir, tek güçtür. (Bakınız hafıza-nefs ile ilgili yazılarımız). Hayattayken, her gün neler yaptığımızın muhakemesini yaparsak, günahlarımızdan, hatalarımızdan ve yanlışlardan dönmemiz mümkündür. Kuran bunu şöyle vurgular: ” Hayatta iken yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize…” (Enam 31) Ayette beyan buyurulan bu durumu yaşamamak, bu esef edici sözleri dememek için çalışıp çabalamalıyız. Hafızanın bir diğer önemli özelliği zamanın enerji- boyutunu kullanmasıdır. Bu da şöyle ifade edilmiştir: “,,,kıyametin kopacağı gün, suçlular dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Daha önce de haktan böyle yüz çevirmekteydiler…” (Rum 55). Hafızaya bağlı seçimler başlı başına bir araştırma konusu durumundadırlar; bu alandaki yazılarımız daha sonra yayınlanacaktır.
b-Sonuca ya da Amaca dayalı seçimler: Sonuca dayalı olan seçim tercihlerimizde, bizler tercih ettiğimiz bir şeyde, örneğin araba, meslek, nesne, ev, eş seçimi, vb, hangisinin sonu daha iyi ise onu seçeriz. Kuran’daki şu ayet bunun bir beyanıdır: ” Ben ise onlara bir heyet göndereceğim ve elçilerin ne ile geri döneceğine bakacağım” dedi” (Neml 35). Günlük yaşantımızda bu hep yaptığımız bir şeydir. Örneğin, evlilik kararımızda genellikle evlenmeyi düşündüğümüz kişiyle bu işin yürüyüp yürüyemeyeceğini düşünerek, ona göre bir karar veririz. Kişi falancayla ” rahat bir yaşam, para içinde yüzmek için ya da mutlu olmak için, veya sevdiği için” evlendiyse sonuca uygun karar verdiği anlaşılır. Böyle bir tercihte özlem, ihtiyaç ve beklenti iç içedir. Şimdi, ister deneyimlerimize göre (hafıza temellidir); ister seçenekler sonucuna göre seçelim (mukayese ve karşılaştırma temellidir)bizler hep tercihlerimize göre yaşantımıza yön veririz. Kişinin seçimi, onun hem ahlaki karakterini ve yapısını belirler, hem de diğer insanlara göre onun içtenliğini açığa çıkarır. Örneğin, ” Doktor olmak istiyorum” diyen bir genç bunu ” insanlara faydalı olmak istiyorum” derse farklı düşünürüz. Ya da ” çevrem var, veya da parası çok iyi; yahut da saygın bir meslek” derse farklı düşünürüz. Demek ki seçimlerimiz: ya geçmişte yaşadıklarımızdan kaynaklanan tecrübelerimize; ya da kuvvetli arzu ve tutkularımızla belirlenir. Bu da bizi hem sebep-sonuç ilişkisi ile özgür irade kavramlarına (bakınız niyet ve özgür irade yazılarımız); hem de bilinci yani şuurun 3 temel fonksiyonuna geri götürür.
Bilincin 3 temel fonksiyonu şunlardır: a- Aklın bilme ve idrak kabiliyeti; b-Niyet; c-Arzu. Bunlar yaşantımıza seçimlerimiz yoluyla etki ederler. Kuran-ı Kerim’de idrak ve bilinç kabiliyeti temeldir. İdrak anlama ve kavrama kabiliyetidir ki, bizlere Allah tarafından bahşedilmiştir: ” Rahman olan Allah…insanı yarattı; ve ona derdini anlamayı ve anlatmayı öğretti” (Rahman 1-4). Anlama ve kavrama kabiliyeti insanlık tarihi boyunca önemli olmuştur. Nasıl olmasın ki? Aklın sınırlarına kayıtsız kalmak mümkün mü? Bunlar doğuştan verilmiştir. Tıpkı arzu, duygu ve hislerin bahşedildiği gibi. Örneğin, her insanda “iyi”nin ne olduğu hakkında iç aleminde bir his mevcuttur. İyi bir değerdir ve adalete dayanır. Adalet bir histir, hakka dayanır. Hak içinde içinde “doğru ve iyiyi” barındırır. Başkalarına karşı adaletli olmak Allah’ın emrettiği bir “iyi”dir. Yaşam için, meslek için temel bir kavramdır. İnsanların aldıkları karar hakka dayalı olursa, fiil de fail de iyi olur. Bunu yerine getirecek olan idrak ve şuur kabiliyetleri de yarastılıştan verilmiştir. https://facebook
Kuran’da ahlaki seçimlerimizin temellerinin karar ve tercihlerimize dayalı olduğu vurgulanır. O seçim ve tercihlerimizden ötürü, yaptıklarımızdan sorumlu tutulduğumuz da açıkça beyan buyurulmuştur. Keza, yine irademiz özgür olduğu için, bizim yerine getirmekle mükellef tutulduğumuz görev ve yükümlülüklerimiz vardır. Ahlaki seçimlerimizin temelleri olan karar ve tercihlerimiz adaletten uzaklaştığı anda, niyet ve amellerimiz de doğrunun, iyinin, hakkın yolundan ya da rotasından çıkar. Sonuç: Dünya ve ahiret için hüsrandır. Kuran’da ahlaki seçimlerimizin temellerinde vurgulanan da budur.
Cok tesekkurler bu konuyu islediginiz icin, Cok mukemmel bir anlatim.